Bugun...



Yeni yayınlanan Tebliğ ile “Türk Malı” Türkiye’ye giremiyor
Tarih: 09-03-2015 10:38:10 Güncelleme: 09-03-2015 10:59:10 + -


PLASFED Başkanı Selçuk AKSOY, Ekonomi Bakanlığı’nın 17 Şubat ve 04 Mart 2015 tarihlerinde yaptığı Tebliğ değişikliklerin sektör üzerindeki olumsuz etkilerinin devam ettiğini ve sektörünün üç hafta içinde, bir milyar dolarlık bir kayba uğradığını açıkladı. Yalnızca plastik sektörünün değil, ara malı verdiği ambalaj, otomotiv, inşaat, tekstil gibi birçok sektörde de, milyarlarca dolarlık zarar devam edeceğini belirten Aksoy Ekonomi Bakanlığı’nı acilen sektörü dinlemeye çağırdı.

facebook-paylas
Tarih: 09-03-2015 10:38

Yeni yayınlanan Tebliğ ile “Türk Malı” Türkiye’ye giremiyor

Ekonomi Bakanlığı’nın Ürün Güvenliği ve Denetimi Tebliği’nde 17 Şubat 2015’te yaptığı değişikliğin ardından sektörün görüşleri dikkate alınmadan revize edilen 04 Mart 2015 tarihli tebliğ de işi yaramadı.


 

Otomotiv ve beyaz eşyada bantlar durma noktasına geldi!

 

PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Aksoy, yaptığı durum değerlendirmesinde, “Dış ticaret fazlası veren, kriz dönemlerinde dahi büyümesini devam ettiren ve Avrupa’da ikinci sırada yer alan Türkiye plastik sanayi; tebliğdeki son değişiklikten sonra gümrüklerde maruz kaldığı bürokratik engellere, bu kez Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinde maruz kalmaya devam ediyor. İşi atıklar olan bir bakanlığın, atık olmayan maddelere onay vermeye başlaması daha önemli sıkıntıları başlattı. Zaten zaman kaybı ve maliyet külfetleri yükleyen tebliğ hükümlerini, gerek personel gerekse donanım eksikliklerinden dolayı sanayinin hızına yetişemeyecek şekilde yürüten Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri, ne yazık ki bu işin içinden çıkamıyorlar! Bu arada,  hem plastik sektörünün hem de ara malı verdiği ambalaj, otomotiv, inşaat, elektrik-elektronik ve tekstil gibi onlarca sektör milyarlarca dolarlık zarara uğruyor ve uğramaya da devam edecek” dedi.

 

 

PLASFED, yürütmeyi durdurma ve tebliğin iptali için dava açmak üzere hukuki girişimde bulunuyor!

 

 

Tebliğ'in uygulaması sonucunda atıkla ilgisi olmayan 1. sınıf hammaddelerin şu anda ne kadar süre ile gümrüklerde bekleyeceğinin bilinmediğini söyleyen Aksoy, “Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine başvuran sektör mensupları,  ilgili izinlerin verilmesi noktasında zorluklarla karşılaşıyor. Ve her geçen gün; belge maliyetleri, ardiye maliyetleri, yerli üretici ithalatın durma noktasına gelmesini fırsat bilip her hafta zam yapması, gecikmelerden dolayı yaşanan üretim ve ihracat kayıpları ile spekülatörlerin yarattığı fiyat artışları, üç haftada sektöre yaklaşık 1 milyar dolara mal olmuş görünüyor. Plastiği üretiminde kullanan ambalaj, otomotiv, inşaat, elektrik-elektronik, tekstil, medikal vb. sektörlerde de üretim ve ihracat kayıpları yakında gündeme gelmeye başlayacak” dedi.

 

 

PLASFED, tebliğin iptali ve yürütmenin durdurulması için dava açmaya hazırlanıyor!

 

 

Danıştay kararı hakkında Ekonomi Bakanlığı’nın temyiz yoluna gitmemesine bir anlam veremediklerini açıklayan PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Aksoy, Ekonomi Bakanlığı’nın sektörü bir araya getirerek konu hakkında bilgi almaya dahi girişmeden Tebliğ yayınlamasını yadırgadıklarını vurguladı. Sektör mensuplarından bu hammaddelerin stratejik önemi hakkında bilgi alınabileceğini belirten Aksoy, “Ekonomi Bakanlığı'nın en azından ilgili bakanlıkların uygulamada yeterli alt yapısının olup olmadığı da, araştırılmalıydı”, dedi.  

 

 

Maliyet ve bürokrasiyi arttırmadan çözülebilecek bu konuda Ekonomi Bakanlığı’nın acilen sektörle istişare ederek ve uygulamada yaşanan sorunları dinleyerek çözmesi gerektiğini belirten Selçuk Aksoy, tebliğin iptali ve yürütmenin durdurulması için hukuki hazırlıklara başladıklarını açıkladı.

 

 

Yeni tebliğ ile işler iyice sarpa sardı!

 

 

17 Şubat öncesinde, tebliğde değişiklik yapılmadan önce ithalatçılar gelen orijinal hammaddelerinin, orijinal olduğunu beyan ederek hammaddeleri gümrükten çekebiliyordu. Geri dönüşmüş malzemeler ise, kontrol altında ithal edilebiliyordu. Bu sistem ile sorun yaşanmazken, 17 Şubat’ta yeni tebliğ değişikliği ile artık beyan yerine analiz ve analizin onaylanmasına dayanan, uygulanamaz ve dolayısıyla sektörü felç eden bir duruma dönüşmüştü. Üretimde ihtiyaç duyulan tüm hammaddeleri gümrükten çekemeyen sanayiciler ciddi bir zaman ve maddi zarara uğrayıp, sanayide üretim durma noktasına gelmişti.  Ekonomi Bakanlığı’nın içinden çıkılmaz bir hale gelen bu duruma çözüm aramak için yeni bir değişikliğe gitmesi, sorunu çözmedi. Aksine,  04 Mart 2015 tarihli tebliğe göre, getirilen hammaddenin orijinal olduğunun belgelenmesi de yetmiyor, ayrıca bu belge ibrazı ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden bürokratik işlemleri aylarca süren izinlerin alınması da gerekiyor.

 

 

Türkiye’nin en fazla katma değer üreten sektörlerinden biri olan plastik sektörünü bloke eden bu sürece nasıl gelindi?

 

 

İhracatın, kan kaybettiği şu günlerde bir darbe de Petkim tebliğinden geldi!


 

  1. 1- Bundan 4 yıl önce Petkim, plastik hammadde ithalatının çok küçük bir kısmını oluşturan atıklarda beyan usulünün kaldırılması için Danıştay’a bir dava açtı.

     

  2. 2- Ekonomi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlıklarının sektörün görüşünü almadan yaptığı savunmalar neticesinde Danıştay, Petkim’in arzu ettiği yönde karar verdi ve beyan usulünü kaldırdı.

     

  3. 3- Danıştay’ın verdiği karardaki şanssızlık, orijinal hammaddenin de atık hammaddenin de aynı gümrük tarifesi içinde yer almasından kaynaklandı ve topyekün tüm hammadde ithalatının felç edilmesine sebep olundu. 

     

  4. 4- Danıştay kararı neticesinde temyiz sürecine gitmeden, sektörün görüşlerini ve ilgili Bakanlıkların uygulamaya yönelik altyapısını dikkate almadan Ürün Güvenliği ve Denetimi Tebliği’nde Ekonomi Bakanlığı 17 Şubat 2015 tarihinde bir değişikliğe gitti.

     

  5. 5- Bu değişiklik sonucunda, 14 bin firma ve 250 binin üzerinde doğrudan istihdam sağlayan dev bir sektör olan Türkiye plastik sektörünün hammadde girişleri bloke edildi. Zira, bu tebliğe göre ithalatçıların getirdikleri orijinal ürünün, orijinal olduğunu kanıtlaması talep edildi. Sonuç ise hammaddesini bekleyen koca bir sanayi ve sınır gümrüklerinde bekleyen uzun araç kuyrukları oldu.

     

  6. 6- Üretimi durdurma noktasına gelen sektörün yaşadığı bu durum karşısında bir yerlerde yanlış yaptığını anlayan Ekonomi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlıkları yine sektörün haykırışlarına kulak asmadan 04 Mart 2015 tarihinde Tebliğ’de tekrar bir değişikliğe imza attılar.

     

  7. 7- Bu kez, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ihtiyaç duyması halinde her parti malı laboratuvara gönderme yetkisi verilirken, orijinal ürünlere zorunlu olarak kapsam dışılık yazısı alınması şartı korundu.

     

  8. 8- Yeni tebliğde, yine serbest bölgeler atlandı ve yok sayıldı. Serbest bölgelerdeki yerleşik firmalar da büyük sıkıntıda; yerli girdilerle yapılan üretimlerde dahi “Türk Malı” Türkiye’ye giremiyor.






İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MEVZUAT Haberleri

YUKARI