AB’nin yeni PET şişe kuralları Türk ambalaj zincirini de etkileyecek
Avrupa Birliği, tek kullanımlık PET içecek şişelerinde geri dönüştürülmüş plastik içeriğinin hesaplanması, doğrulanması ve raporlanmasına ilişkin kuralları yeniledi. 30 Haziran 2026’da kabul edilen 2026/1425 sayılı Uygulama Kararı, 3 Temmuz’da AB Resmî Gazetesi’nde yayımlandı. Önceki 2023/2683 sayılı kararı yürürlükten kaldıran düzenleme, yayımını izleyen 20’nci gün olan 23 Temmuz 2026’da yürürlüğe girecek.
Yeni karar, kapasitesi 3 litreye kadar olan ve ana bileşeni PET olan tek kullanımlık içecek şişelerine uygulanacak. Hesaplamaya yalnızca şişe gövdesi değil; plastik kapak, kapak bileşenleri, etiket ve sleeve olarak adlandırılan şişeyi çevreleyen plastik kılıflar da dahil edilecek. Cam veya metal şişelerin plastik kapakları ile özel tıbbi amaçlı sıvı gıdalara yönelik bazı şişeler ise kapsam dışında tutulacak.
AB Tek Kullanımlık Plastikler Direktifi, PET içecek şişelerinde 2025’ten itibaren en az yüzde 25 geri dönüştürülmüş plastik kullanımını öngörüyor. Hedef, 2030’dan itibaren tüm tek kullanımlık plastik içecek şişeleri için yüzde 30’a yükselecek. Yeni karar bu oranları değiştirmiyor; işletmelerin ve üye ülkelerin geri dönüştürülmüş içeriği hangi yöntemle hesaplayacağını, belgeleyeceğini ve Komisyona nasıl raporlayacağını ayrıntılandırıyor.
Üretim firesi geri dönüştürülmüş içerikten sayılmayacak
Düzenlemeye göre hedef hesabında yalnızca tüketici kullanımı sonrasında ortaya çıkan plastik atıklardan elde edilen malzeme dikkate alınacak. Üretim, ikincil işleme, test, depolama veya ürünün piyasaya arzından önceki süreçlerde oluşan fire ve atıklar, tüketici sonrası atık kabul edilmeyecek. Buna karşılık piyasaya sürülmüş ancak tüketiciye satılmadan son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin ambalajları tüketici sonrası atık kapsamında değerlendirilebilecek.
Bu ayrım, kendi üretim firesini yeniden prosese veren şişe, preform ve kapak üreticileri açısından önem taşıyor. Üretim firesinin yeniden kullanılması kaynak verimliliği sağlamaya devam edecek ancak söz konusu malzeme, AB’nin zorunlu geri dönüştürülmüş içerik hedefinin yerine getirilmesinde kullanılamayacak.
Kimyasal geri dönüşüm de hesaplamaya girecek
Önceki yöntem esas olarak mekanik PET geri dönüşümü ile kapalı ve kontrollü ürün döngülerindeki geri dönüşüm uygulamalarına dayanıyordu. Yeni karar, kimyasal geri dönüşüm dahil farklı teknolojilerden elde edilen tüketici sonrası plastiklerin de hedef hesabına katılabilmesini sağlıyor. Avrupa Komisyonu bununla birlikte, yeterli kaliteyi sağlayabildiği durumlarda mekanik geri dönüşümün çevresel açıdan genel olarak kimyasal geri dönüşüme tercih edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Kimyasal geri dönüşümde geri dönüştürülmüş ve birincil girdiler aynı proseste işlenebildiği için belirli aşamalarda kütle dengesi hesaplaması uygulanacak. Yakıta dönüşen çıktılar, proses kayıpları ve bertaraf edilen miktarlar geri dönüştürülmüş içerik olarak gösterilemeyecek. Hesaben atanan geri dönüştürülmüş miktarlar farklı tesisler arasında kaydırılamayacak; tedarik zinciri boyunca beyan, izlenebilirlik ve belirli proses aşamalarında akredite üçüncü taraf doğrulaması gerekecek.
Türkiye açısından kritik tarih 21 Kasım 2027
Kararın Türk geri dönüşüm ve ambalaj sektörü açısından en önemli bölümü, AB dışındaki ülkelerde geri dönüştürülen plastiklerin hedef hesabına ne zaman dahil edilebileceğini düzenleyen hükümler oldu.
İlk aşamada AB’nin zorunlu hedef hesabına, AB içinde tüketici sonrası atıklardan elde edilen uygun geri dönüştürülmüş plastikler dahil edilecek. 21 Kasım 2027’den itibaren ise OECD kararının uygulandığı üçüncü ülkelerde geri dönüştürülen malzemeler de, çevreye uygun atık yönetimi şartlarını karşılamaları ve Avrupa Komisyonunun aksi yönde bir değerlendirmesi bulunmaması halinde hesaba katılabilecek. AB ile eşdeğer çevre ve insan sağlığı standartlarını güvence altına alan anlaşmalar yapan diğer ülkeler için de ayrı bir kabul yolu öngörülüyor.
Türkiye’nin OECD’nin 38 üyesinden biri olması, Türk geri dönüşüm kuruluşları açısından 21 Kasım 2027 sonrasında önemli bir pazar fırsatı yaratabilir. Ancak bu durum Türkiye’de üretilen her rPET malzemenin otomatik olarak AB hedeflerine uygun kabul edileceği anlamına gelmiyor. Atığın tüketici sonrası kaynağı, toplama ve ayırma koşulları, geri dönüşüm tesisinin çevresel performansı, gıda ile temas mevzuatına uyum, parti bazlı kayıtlar ve tedarik zinciri belgelerinin doğrulanması gerekecek.
21 Kasım 2027 tarihi aynı zamanda bir ithalat yasağı anlamına gelmiyor. Türk geri dönüştürülmüş plastikleri, yürürlükteki AB kurallarını karşılamaları halinde bu tarihten önce de Avrupa’ya ihraç edilebilecek. Ancak Türkiye’de geri dönüştürülen malzeme, geçiş tarihi öncesinde AB’nin PET şişeler için zorunlu geri dönüştürülmüş içerik hedefinin hesabına yazılamayacak. Bu nedenle AB’deki içecek ve ambalaj üreticilerinin kısa vadede hedefe doğrudan katkı sağlayan AB kaynaklı rPET’i tercih etmesi mümkün görünüyor.
Türk üreticilerden daha kapsamlı belge istenecek
Düzenleme hukuken AB üyesi ülkelere ve AB pazarına ürün arz eden ekonomik işletmecilere yönelik olsa da etkisi Türk tedarik zincirine de doğrudan yansıyacak. Türkiye’den AB’ye rPET, preform, kapak, etiket, boş PET şişe veya ambalajlı içecek gönderen firmaların, Avrupalı müşterilerine daha ayrıntılı izlenebilirlik ve uygunluk belgeleri sağlaması gerekecek.
AB’de ürünü piyasaya süren ithalatçı veya marka sahibi, şişenin toplam plastik ağırlığını ve geri dönüştürülmüş plastik miktarını yıllık olarak hesaplayacak. Bu hesabın yapılabilmesi için Türk tedarikçilerden parti bazında geri dönüştürülmüş içerik oranı, malzemenin coğrafi kaynağı, tüketici sonrası atıktan geldiğine ilişkin bilgi, geri dönüşüm teknolojisi ve uygunluk beyanları talep edilebilecek. Gıda ile temas eden geri dönüştürülmüş plastiklerde AB’nin 2022/1616 sayılı düzenlemesi kapsamındaki beyan zinciri de kullanılacak.
Şişenin geri dönüştürülmüş içerik oranı yalnızca PET gövde üzerinden değerlendirilmeyeceği için kapak, etiket ve sleeve üreticileri de yeni hesaplama zincirinin parçası olacak. Bu durum, farklı plastik türlerinin kullanıldığı şişelerde ürün tasarımı, hafifletme, geri dönüştürülmüş kapak ve etiket kullanımı ile tedarikçi belgelerinin yönetimini daha önemli hale getirecek.
Türkiye görüş ve çekincelerini AB’ye iletti
Düzenlemeye ilişkin Türkiye’nin görüş ve çekinceleri, Dünya Ticaret Örgütü Ticarette Teknik Engeller Komitesi süreci kapsamında Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda Avrupa Birliği’ne iletildi. Sürecin özellikle üçüncü ülkelerde üretilen geri dönüştürülmüş malzemelerin hedef hesabına kabul tarihi, eşdeğer çevre standartlarının nasıl değerlendirileceği ve doğrulama maliyetleri yönünden Türk ihracatçıları açısından yakından izlenmesi gerekiyor.
Yeni karar, geri dönüştürülmüş içeriğin yalnızca beyan edilmesi yerine kaynağından nihai şişeye kadar belgelenmesini esas alan daha sıkı bir sisteme geçildiğini gösteriyor. Türk plastik sektörü açısından önümüzdeki dönemin ana başlıkları; tüketici sonrası atığın güvenilir biçimde izlenmesi, AB gıda temas kurallarına uyum, akredite doğrulama kapasitesi ve 21 Kasım 2027 sonrası oluşabilecek rPET ihracat fırsatına hazırlık olacak.











