ABD menşeli polimerlere AB’de gümrük vergisi sıfırlandı
Avrupa Birliği, AB-ABD tarife anlaşmasını yürürlüğe sokan son hukuki adımı tamamladı ve 2026/1455 sayılı düzenlemeyi yayımladı. Düzenleme 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe girerken, 31 Aralık 2029’a kadar uygulanacak. Reuters da AB tarafının ABD ile yapılan ticaret anlaşması kapsamındaki tarife indirimlerinin 1 Temmuz itibarıyla devreye girdiğini doğruladı.
Yeni düzenleme, ABD menşeli çok sayıda sanayi ürününde AB gümrük vergisini sıfırlıyor. 39. fasıl, yani “plastikler ve bunlardan eşya”, Ek I’de istisnasız şekilde yer alıyor. Bu da ABD menşeli polimerlerin AB pazarına gümrüksüz erişimden yararlanacağı anlamına geliyor. Özellikle polietilende bu adımın ABD malının rekabet gücünü artırması ve ticaret akışlarını Avrupa lehine yeniden şekillendirmesi bekleniyor.
Düzenleme yalnızca kapıları açmakla sınırlı değil; Avrupa Komisyonu’na da koruma araçları bırakıyor. Avrupa Komisyonu, ABD’den ithalatın AB üreticilerine ciddi zarar vermesi ya da tehdit oluşturması halinde veya Washington’un anlaşma yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda tarife tercihlerini askıya alabilecek. Reuters da AB mevzuatında bu tür güvencelerin yer aldığını bildirdi.
ChemOrbis Türkiye’nin analizine göre bu kararın en güçlü etkisi polietilen tarafında hissedilecek. ABD, 2025’te AB27’nin ülke içi ticaret hariç toplam PE ithalatının yaklaşık yüzde 40’ını karşılayarak Avrupa’nın açık ara en büyük dış tedarikçisi oldu; Suudi Arabistan yüzde 18, Güney Kore ise yüzde 10 payda kaldı. Aynı analiz, Avrupa’nın 2025’te ABD’nin toplam polietilen ihracatında yüzde 15 payla Çin’i geride bırakarak ilk sıraya yerleştiğini ortaya koyuyor.
ABD’nin alt segmentlerdeki ağırlığı da dikkat çekiyor. ChemOrbis verilerine göre ABD menşeli ürünler, AB’nin metalosenli alçak yoğunluk polietilen ithalatının yaklaşık yüzde 65’ini, alçak yoğunluklu polietilen ithalatının yüzde 37’sini, yüksek yoğunluklu polietilen ithalatının yüzde 30’unu ve doğrusal alçak yoğunluklu polietilen ithalatının yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor. Gümrük vergilerinin kalkmasıyla birlikte ABD’li tedarikçiler, zaten güçlü oldukları bu pazarda ek bir fiyat avantajı da elde etmiş olacak.
Polietilen öne çıksa da etkiler yalnızca onunla sınırlı değil. ChemOrbis, polipropilen tarafında ABD’nin 2025’te yaklaşık 2 milyon ton/yıl ihracat yaptığını, AB’nin bu ihracattaki payının yüzde 6 seviyesinde bulunduğunu belirtiyor. Mühendislik polimerlerinde ise ABD ihracatının 1,1 milyon tonun üzerine çıktığı, AB’nin burada yüzde 12 payla en büyük pazar konumunda olduğu aktarılıyor.
Buna karşılık polivinil klorür tarafında tablo farklı. ChemOrbis’in değerlendirmesine göre 39. fasıl kapsamında PVC için de gümrüksüz erişim yolu açılmış olsa da, AB’nin ABD menşeli PVC’ye uyguladığı yüzde 58-77 aralığındaki antidamping vergileri fiilen kapıyı kapalı tutmaya devam edecek. Bu nedenle kısa vadede PVC’de polietilen benzeri güçlü bir etkiden söz etmek zor görünüyor.
Karar, Avrupa petrokimya sektörü açısından hassas bir dönemde geldi. ChemOrbis, Avrupalı üreticilerin yüksek üretim maliyetleri, zayıf talep, daralan marjlar ve süregelen rasyonalizasyon baskısıyla mücadele ettiğini vurguluyor. Bu ortamda daha düşük maliyetli ABD malının gümrüksüz biçimde Avrupa’ya yönelmesi, özellikle üreticiler açısından rekabet baskısını artırabilir. Öte yandan işleyiciler daha geniş tedarik seçeneği ve ithalat ekonomisinde iyileşme görse de, yarı mamul ve nihai ürün tarafında çift yönlü rekabet baskısıyla karşı karşıya kalacak. ChemOrbis’in aktardığı üzere Avrupa Plastik İşleyicileri (EuPC), anlaşmayı Avrupa plastik işleme sektörü ve bu sektörde çalışan 1,6 milyon kişi için doğrudan tehdit olarak tanımlıyor.












