1 Eylül yaklaşıyor

1 Eylül yaklaşıyor
  • 9 Ağustos 2026 12:51
Safic Alcan

Türkiye’de belirli tek kullanımlık plastik ürünlerin piyasaya arzının 1 Eylül 2026’dan itibaren yasaklanmasını öngören düzenlemede kritik tarih yaklaşırken, nihai yönetmelik henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Plastik sektörü temsilcileri ise yasaklama yerine geri dönüşüm, kaynağında ayrıştırma ve kademeli dönüşüm esaslı bir model oluşturulması çağrılarını sürdürüyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, “Tek Kullanımlık Plastiklere İlişkin Yönetmelik Taslağı”nı 11 Mart 2026’da dış paydaşların görüşüne açmış, görüşlerin 3 Nisan’a kadar iletilmesini istemişti. Bakanlığın internet sitesinde metin, 9 Ağustos 2026 itibarıyla hâlen “taslak” mevzuat arasında bulunuyor. Bakanlığın 31 Temmuz tarihli kurumsal raporunda da çalışma “Tek Kullanımlık Plastiklere İlişkin Yönetmelik Taslağı” olarak anılıyor.

Bu nedenle, taslakta belirtilen 1 Eylül 2026 tarihinin hukuken kesinleşmiş bir yasak başlangıcı olduğu henüz söylenemiyor. Taslak metnin 14’üncü maddesi yönetmeliğin Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmesini, 5’inci maddesi ise bazı ürünlerin 1 Eylül 2026’dan itibaren piyasaya arz edilememesini öngörüyor. Nihai metnin yayımlanmaması, üreticiler açısından kapsam, geçiş süresi, mevcut stoklar ve denetim uygulamaları konusunda belirsizliğin devam etmesine yol açıyor.

Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan, mart ayında yaptığı açıklamada bazı ürünlere yönelik kısıtlamaların 1 Eylül 2026’da, diğer bazı yükümlülüklerin ise 2027 yılı başında uygulanmasının planlandığını belirtmişti. Turan, paydaş görüşleri sonrasında kapsam ve uygulama takviminde düzenlemeler yapılabileceğini de ifade etmişti. Aradan geçen yaklaşık beş aylık dönemde Bakanlık tarafından yeni bir uygulama takvimi ya da revize edilmiş nihai metin açıklanmadı.

Taslak hangi ürünleri yasaklıyor?

Taslağın mevcut halinde 1 Eylül 2026’dan itibaren şu ürünlerin piyasaya arzının yasaklanması öngörülüyor:

  • Okso-bozunur plastik ürünler
  • Plastik çatal, bıçak, kaşık ve yemek çubukları
  • Plastik tabaklar
  • Tamamen plastikten üretilmiş içecek bardakları
  • Plastik içecek karıştırıcıları
  • EPS’den üretilmiş gıda kapları, içecek kapları ve bardaklar
  • Belirli tamamen plastik gıda kapları
  • Tıbbi cihaz kapsamına girmeyen plastik pipetler ve pamuklu çubuklar
  • Belirli plastik balon çubukları

Taslakta biyobozunur, kompostlanabilir veya geri dönüştürülmüş plastikten üretilen ürünlerin de söz konusu yasaklardan muaf tutulmaması öngörülüyor. Kısmen plastik içeren bardaklar ve gıda kapları, kargo poşetleri ile ıslak mendiller ise doğrudan piyasaya arz yasağı yerine tüketimi azaltıcı tedbirler kapsamında değerlendiriliyor.

Üç litreye kadar olan plastik içecek kaplarında kapakların ürüne bağlı kalması şartının ve bazı ürünlerde “plastik içerir” işaretlemesinin ise 1 Ocak 2027’den itibaren başlaması planlanıyor.

PAGDER: KOBİ’lerin kısa sürede dönüşmesi mümkün değil

Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Benliler yaptığı değerlendirmede, çevresel hedeflerin ekonomik gerçekler, sanayi altyapısı ve uygulama kapasitesiyle birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.

Benliler, tek kullanımlık plastik alanında faaliyet gösteren işletmelerin önemli bölümünün KOBİ ölçeğinde olduğunu, bu işletmelerin mevcut üretim altyapılarını kısa süre içinde tamamen dönüştürmelerinin mümkün görünmediğini söyledi. Düzenlemenin mevcut takvimle uygulanması halinde yatırımların atıl kalabileceği, üretim kayıplarının ve istihdam sorunlarının gündeme gelebileceği uyarısında bulundu.

PAGDER ayrıca biyobozunur, kompostlanabilir ve geri dönüştürülmüş plastiklerden üretilen ürünlerin de yasak kapsamında değerlendirilmesinin, sektörün sürdürülebilir malzemelere yaptığı yatırımları olumsuz etkileyebileceğini savundu. Dernek, görüşlerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının yanı sıra Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığına da ilettiğini açıkladı.

PLASFED: Belirsizlik yatırım kararlarını erteliyor

Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) da son açıklamalarında, tek kullanımlık plastiklere yönelik kısıtlama ve yasaklama eğilimlerinin sektörde öngörülebilirlik sorununa yol açtığına dikkat çekti.

PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, düzenleme belirsizliğinin yatırım kararlarını ertelediğini, üretim planlamasını zorlaştırdığını ve tedarik zincirindeki kırılganlık riskini artırdığını belirtti. Karadeniz’e göre alınacak kararlar yalnızca tek kullanımlık ürün üreticilerini değil; ham madde tedarikçilerini, lojistik şirketlerini, gıda sektörünü, perakendecileri ve ambalaj sanayisini de etkileyecek.

PLASFED, yasaklama yaklaşımı yerine Kaynağında Ayrıştırma Sistemi ile Depozito İade Sistemi’nin birlikte ve etkin biçimde uygulanmasını öneriyor. Federasyon, geri dönüşüm için gerekli temiz ve nitelikli ham maddenin ancak güçlü bir toplama ve ayrıştırma altyapısıyla elde edilebileceğini savunuyor.

PAGEV: 10 milyar dolarlık yatırım risk altında

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) ise düzenlemenin bilimsel yaşam döngüsü analizlerine dayanmadan uygulanmasının çevreye beklenen faydayı sağlamayacağı, sanayi yatırımlarını riske atacağı ve tüketici maliyetlerini artıracağı görüşünde.

PAGEV’in değerlendirmesine göre taslak mevcut haliyle yürürlüğe girerse, tek kullanımlık plastik üretimine yönelik son 40 yılda oluşturulan yaklaşık 10 milyar dolarlık makine, kalıp, tesis ve üretim altyapısı yatırımı doğrudan etkilenebilecek.

Vakfın paylaştığı sektör verilerinde yaklaşık 35 bin kişinin doğrudan, tedarikçi ve bağlantılı sektörlerle birlikte ise 100 bin kişiye ulaşan istihdamın etkilenebileceği öne sürülüyor. Çalışanların aileleri de hesaba katıldığında sosyal etkinin yaklaşık 400 bin kişiye ulaşabileceği belirtiliyor.

PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, çevresel değerlendirmelerde yalnızca ürünün üretildiği malzemeye bakılmaması, ürünün bütün yaşam döngüsü boyunca yarattığı etkinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Eroğlu, plastik olmayan her ürünün kendiliğinden daha çevreci kabul edilemeyeceğini belirterek; çevre politikalarının “neyi yasaklayalım” sorusu yerine tüketimin nasıl azaltılacağına, daha fazla atığın nasıl toplanacağına ve geri dönüşüm oranının nasıl artırılacağına odaklanması gerektiğini söyledi.

Alternatif ürünlerde maliyet ve ithalat uyarısı

PAGEV, plastik ürünlerin yerine önerilen bazı alternatiflerin daha yüksek maliyetli olduğuna da dikkat çekti. Vakfın değerlendirmesine göre kâğıt pipetlerin maliyeti plastik pipetlerden 5 ila 7 kat daha yüksek olabiliyor. Bambu ve ahşap ürünlerde ise ithalat bağımlılığının artabileceği ifade ediliyor.

Bu maliyetlerin paket servis, hazır yemek, su, süt ürünleri, kahve, ayran, zeytin, meyve-sebze reyonları ve hızlı tüketim ürünlerinin fiyatlarına yansıyabileceği belirtiliyor. PAGEV, kapsamlı bir ekonomik etki analizi yapılmadan gerçekleştirilecek hızlı bir dönüşümün, enflasyonla mücadelenin sürdüğü bir dönemde tüketici fiyatları üzerinde ek baskı yaratabileceği görüşünde.

PAGEV’in LCA çalışmasında plastik daha düşük çıktı

PAGEV tarafından kamuoyuyla paylaşılan ve İtalyan paydaşı Promo tarafından hazırlanan karşılaştırmalı yaşam döngüsü analizi çalışmasında, aynı kullanım amacı için üretilen bazı kâğıt ve biyoplastik ürünlerin karbon ayak izinin plastik alternatiflerden daha yüksek olabileceği sonucuna ulaşıldığı bildirildi.

PAGEV’in aktardığı hesaplamaya göre 1000 adet ürün üzerinden:

Polipropilen (PP) tabağın karbon ayak izi 56,6 kilogram CO₂ eşdeğeri,
Selüloz veya kâğıt tabağın karbon ayak izi 97,2 kilogram CO₂ eşdeğeri,
Polilaktik asit (PLA) tabağın karbon ayak izi ise 87,9 kilogram CO₂ eşdeğeri olarak hesaplandı.

Vakfa göre bu sonuçlar, düzenlemelerin malzeme isimleri üzerinden değil; kullanım şekli, üretim süreci, taşıma, yeniden kullanım imkânı, geri dönüşüm ve kullanım sonrası yönetimi kapsayan bilimsel analizler üzerinden hazırlanması gerektiğini gösteriyor.

Sektörün ortak talebi: Yasak yerine kontrollü dönüşüm

PAGEV, PAGDER ve PLASFED’in açıklamalarında öne çıkan ortak yaklaşım; çevre hedeflerinin reddedilmesi değil, dönüşümün yasak yerine ölçülebilir, kademeli ve sanayiyle birlikte hazırlanmış bir modelle gerçekleştirilmesi oldu.

Sektör kuruluşlarının başlıca önerileri şöyle sıralanıyor:

  • Geri dönüştürülemeyen ürünlerin bilimsel kriterlerle ve kademeli olarak sınırlandırılması
  • Geri dönüştürülebilir ürünlerin desteklenmesi
  • Geri dönüştürülmüş ham madde kullanımının teşvik edilmesi
  • Kaynağında ayrıştırma ve ayrı toplama altyapısının güçlendirilmesi
  • Depozito İade Sistemi’nin yaygınlaştırılması
  • Alternatif malzemelerin yaşam döngüsü analizlerinin yapılması
  • KOBİ’lere gerçekçi yatırım ve dönüşüm süreleri verilmesi
  • Mevcut stoklar, makine yatırımları ve ihracat siparişleri için geçiş hükümleri oluşturulması

Yaklaşık üç hafta kalan 1 Eylül 2026 tarihi öncesinde sektörün en önemli beklentisi, Bakanlığın nihai metin, kapsam, geçiş süreci ve uygulama takvimi konusunda kamuoyunu bilgilendirmesi. Mevcut durumda düzenleme resmen yayımlanmış bir yönetmelik değil; görüş süreci tamamlanmış ancak nihai şekli açıklanmamış bir taslak olmayı sürdürüyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ