Makineciler kârlılığa değil sürdürülebilirliği odaklandı
Türkiye’nin serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı, 2026 yılının ilk beş ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,7 azalarak 11,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, Avrupa’daki sanayi daralması karşısında Türk makine üreticilerinin teknoloji ve otomasyon kabiliyeti yüksek çözümlerle pazardaki tedarikçi boşluklarına odaklanması gerektiğini belirtti.
Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) tarafından paylaşılan makine imalat sanayisi konsolide verilerine göre, ihracat miktar bazında yüzde 10,7 geriledi. Buna karşılık kilogram başına ortalama ihracat fiyatının yüzde 11 artarak 8,6 dolara yükselmesi, değer bazındaki düşüşün sınırlı kalmasını sağladı.
Türkiye’nin en fazla makine ihracatı gerçekleştirdiği ülke 1,4 milyar dolarla Almanya oldu. Almanya’ya yapılan ihracat yüzde 8,6 artarken, ABD’ye makine ihracatı yüzde 30,3 yükselerek 949 milyon dolara ulaştı.
Aynı dönemde İtalya’ya 531 milyon dolar, Birleşik Krallık’a ise 448 milyon dolarlık makine ihracatı gerçekleştirildi. İhracatta en belirgin düşüşlerin yaşandığı pazarlar Irak ve Rusya oldu.
“Ana pazarımız daralırken agresif olmak zorundayız”
Avrupa’daki ekonomik durgunluğu ve bölgedeki yatırım iştahını değerlendiren MAİB Yönetim Kurulu Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, Türk makine sektörünün ana ihracat pazarındaki değişen koşullara hızlı biçimde uyum sağlaması gerektiğini söyledi.
Avrupa’da sanayinin dönüşümüne yönelik beklentilerin kıtanın ekonomik sorunlarını aşmakta yetersiz kaldığını belirten Yılmaz, Almanya’daki sanayi üretimi ve istihdam kayıplarının Avrupa imalat sanayisinin rekabet gücündeki aşınmaya işaret ettiğini ifade etti.
Alman Makine İmalatçıları Birliği (VDMA) verilerine göre Almanya’daki yurt içi makine siparişlerinin yüzde 7, Euro Bölgesi’nden gelen siparişlerin ise yüzde 5 gerilediğini aktaran Yılmaz, Türk üreticilerin bu dönemde yüksek teknoloji ve otomasyon kabiliyetine sahip çözümlere yönelmesi gerektiğini vurguladı.
Yılmaz, “Ana pazarımızda sanayi hacmi daralırken, makineciler kıtada oluşacak tüm tedarikçi boşluklarını hızla dolduracak agresif bir yaklaşımla hareket etmek zorundadır” değerlendirmesinde bulundu.
İhracatta öncelik pazardaki konumu korumak
Küresel jeopolitik gelişmelerin lojistik ve enerji maliyetleri üzerindeki etkilerine değinen Yılmaz, sanayicilerin üretim ölçeklerini belirlerken siyasi ve ekonomik gelişmeleri de operasyonel bir parametre olarak değerlendirmek zorunda kaldığını söyledi.
Teslimat sürelerindeki uzama ve enerji fiyatlarında yaşanan artışların bazı sektörlerde üretim maliyetlerini satış fiyatlarının üzerine çıkardığını belirten Yılmaz, küresel siyasetteki olası iyileşmelerin navlun ve enerji faturalarına hemen yansımayacağına dikkat çekti.
Makine sektörünün geçiş sürecinde tedarik zincirlerini daha dinamik yönetmesi, işletme sermayesini koruması ve nakit akışını destekleyecek finansal tedbirleri devreye alması gerektiğini ifade eden Yılmaz, kısa vadede ihracatçıların kârlılıktan çok pazardaki konumlarını korumaya odaklanacağını öngördüklerini söyledi.
Teknolojik yatırımların sürdürülmesi gerekiyor
Küresel piyasalardaki dalgalanmaların ihracatçılar üzerindeki yükü artırdığına işaret eden Yılmaz, sanayide rekabetçiliğin yalnızca üretim tekniklerinin geliştirilmesiyle korunamayacağını belirtti.
Finans, teknoloji, lojistik ve yönetişim alanlarının birlikte ele alınması gerektiğini ifade eden Yılmaz, finansman piyasalarındaki tıkanıklıkların giderilmesi ve mevcut kaynakların teknoloji odaklı yatırımlara yönlendirilmesi çağrısında bulundu.
Stratejik sektörlerin teknolojik yenilenme yatırımlarından vazgeçme imkânı bulunmadığını kaydeden Yılmaz, sanayicinin mali yükünü azaltacak vergi teşviklerinin geliştirilmesinin ve yatırım kredilerine erişimin kolaylaştırılmasının sektörün küresel rekabet gücüne katkı sağlayacağını belirtti.











